Eskişehir Lületaşı

Eskişehir Lületaşı

Lületaşı İşlemeciliği

ham-luletasi

Dökme, cılız, daneli, pamuklu, birim birlik, sıramalı veya sırmalı, omuzlama, budama… Bu sözcükler çoğumuz için bir anlam ifade etmez. Oysa bu sözcükler bir sedir veya koltuk üzerinde, ayağının birini altına alıp oturmuş, diğer dizinin üzerinde elindeki incecik bir bıçakla sabahtan akşama dek beyaz veya sarımtrak, yumuşak bir taş parçasını işleyen, sayıları giderek azalan lületaşı ustaları için ekmek parası anlamına gelir. Yukarıda sayılan sözcükler ham lületaşının boyutlarını ifade eder. Her biri teşbih, kolye, ağızlık, pipo veya biblo anlamını taşır.

Eskişehir dendiği zaman akla ilk gelen değerlerden biri kuşkusuz lületaşıdır. Lületaşı, madencilikte sepiyolit olarak bilinen, genellikle beyaz, çok açık san veya pembe-kırmızı renklerde olan, oldukça güç koşullarda çıkartılan bir taştır.

Lületaşını gün ışığına çıkartan ustalar onu “patal” veya “aktaş” olarak adlandınr. Lületaşı, “Eskişehir Taşı” veya “Beyaz Altın” olarak da bilinir. Batılı ülkelerde ise “Meerschaum”, yani “deniz köpüğü” adıyla anılır. Dünyanın birçok yerinde lületaşı ocakları vardır. Ancak en kaliteli taşlar Eskişehir ve civannda bulunur. Yüzyıllar boyunca lületaşı. Batıda “Viyana Taşı” olarak biliniyordu. Hâlâ da öyle söylenir. Çünkü yüzyıllar boyunca lületaşı pipo ve objelerin en güzel örnekleri Viyanalı sanatçıların elinden çıkmıştır.

Eskişehir il sınırlan içinde birçok yerde lületaşı çıkartılır. Bu ocaklar genellikle Sakarya ve Porsuk nehirleriyle Sarısu’yun oluşturduğu ovalarda yer alır. Lületaşı ocakları sulu ve kuru ocaklar olarak ikiye ayrılır. Lületaşı ocağı açmak için önce lületaşının bulunabileceği yer kazılmaya başlanır. Kazma işlemini kuyucular yapar ve onlar nerede lületaşı bulunabileceğini hissederler (!). Bu işlem kimi zaman 60 metre derinliğe ulaşana kadar sürer. Lületaşı kırmızı renkli bir toprak içinde bulunur. Diğer madenlerde olduğu gibi lületaşı damarlar hâlinde değildir. Toprağın içinde belli büyüklüklerde yumrular halinde bulunur. Lületaşının bulunduğu derinliğe gelindiği zaman yatay galeriler açılır ve lületaşı toprağın içinden toplanır. Çoğu zaman lületaşı ocaklarından su çıkar, bu su moto-pomplarla boşaltılarak çalışmalara öyle devam edilir. Bazen bu galerileri madencileri tehlikeye düşürecek biçimde su basar ve çalışmalar zorlaşır.

Lületaşının ilk kez ne zaman ve nasıl kullanıldığına ilişkin bilgilerimiz oldukça azdı. Ancak, geçtiğimiz yıllarda Anadolu Üniversitesi, Arkeoloji Bölümü’nün Eskişehir yakınlarında, Alpu İlçesi, Çavlum Köyü’nde yaptığı kazılarda yaklaşık olarak M.Ö. 1700’lere tarihlenen lületaşından yapılma bir mühür bulunması, bu taşın binlerce yıldan beri bilinmekte ve kullanılmakta olduğunu ortaya koymuştur. Bu dönemlerde lületaşının ne amaçla kullanıldığına ilişkin kesin bilgilere sahip değiliz.
Ancak yine bugün olduğu gibi, küçük takıların yapımında kullanılmış olabilir. Tütün kullanımının yaygınlaşmasıyla birlikte de ağızlık ve pipo yapımlarında kullanılmaya başlanmıştır. Günümüzde lületaşı, ağızlık, pipo hediyelik eşyaların yapımlarında kullanılmaktadır. Ayrıca endüstriyel kullanım alanları da vardır.

19. yüzyılda Eskişehir ve çevresinin önemli ihraç madenlerinden biri lületaşıydı. Lületaşı bu dönemde ağırlıklı olarak Viyana’ya ihraç ediliyor ve burada Viyanalı ustalar tarafından işlenerek dünyanın her tarafına satılıyordu.

Lületaşının İşlenmesi: 1896 tarihli Salnâmeden öğrenilenlere Lületaşı göre, kent içinde o yıllarda atölyeler kurulmaya başlanmıştı işlenmesi ve bu atölyelerde ağırlıklı olarak ocaktan çıkartılan ham lületaşları temizleniyor, sandıklandıktan sonra Viyana’ya gönderiliyordu. Bazı atölyelerde ise tespih vs. yapılıyordu. Birkaç atölyede ise düz pipolar yapıldığı düşünülmektedir. Bu atölyeler o dönemde, Eskişehir’in ilk yerleşim alanlarından olan tüm Odunpazarı semtini kaplamış, hemen hemen her evde lületaşı işlenmeye başlanmıştı. Lületaşını ham olarak dış satımı 1960 yılında izne bağlanmış, 1972 yılından sonra da taşın işlenmemiş olarak dış satımı tümüyle yasaklanmıştır. Bu yasaklar Eskişehir’de lületaşı işçiliğinin canlanmasını ve çok sayıda atölyeler açılmasını sağlamıştır. Lületaşı basit el âletleri ve her ustanın kendisinin yaptığı bıçaklarla gerçekleştirilen bir sanattır.

luletas-aletleriBir lületaşı işleme ustasının kullandığı âletler: Tarha, kaba bıçak, iş bıçağı, sıyırgı, göz kalemi, iskarpela, kılavuz, matkap, eğedir. Tarha bir tür küçük nacaktır. Lületaşının çamurunu, taşını, toprağını temizlemeye yarar. Diğer bıçaklarsa taşı işlemede kullanılır. Mesela sıyırgı, son düzeltmeler ve tesviye yapmada kullanılır.

Yapılacak işe göre temizlenmiş olarak gelen taş genellikle hafif nemlidir. Taş nemliyken işlenmelidir. Taşın bu nemi “ana suyu” olarak adlandırılır. Çalışma sırasında veya beklediği için taş kurumuşsa tekrar ıslatılır. Lületaşı kaba bıçakla işlenmeye başlanır. Belirsiz bir model oluşturulur. Daha sonra iş bıçağı ile form ortaya çıkartılır. Sıyırgı ile düzeltmeler ve rötuşlar yapılır. Göz bıçağı ile gözler oluşturulur. Eğer pipo figürü sakallı ise bunun için sakal bıçağı kullanılır. Ancak Eskişehirli lületaşı ustaları taşı işlemede o denli beceriklidir ki, bir önden, bir de yandan fotoğrafı verilen herhangi bir kişinin yüzünü taşa üç boyutlu olarak işlerler.

Yapılan bir pipo ise iskarpela ile tütün haznesi açılır. Tüm işler bittikten sonra lületaşı eşya, elektrikli fırında düşük ısıda kurutulur. Kurutma işlemi sonunda piponun deliği yapılır, kılavuz ile ağızlık kısmına diş açılır ve ağızlık takılır. Lületaşı zımparalanıp, ağızlık kısmı çıkartılarak önce kaynar balmumuna, daha sonra da cilaya atılır. Cila sonrası kadife ile parlatılır, tutulanıp satışa sunulur. Bir lületaşı ustası günde en fazla üç tane pipo yapabilir. Ağızlık, tespih, kolye gibi eşyaların yapımlarına torna kullanıldığı için, işlenmeleri biraz daha kolaydır.

Günümüzde Eskişehir’de sayılan oldukça azalmış olsa da lületaşı işleyen bir grup usta bulunmaktadır. Bu ustalar mesleklerinin son temsilcileridir ve arkada yetişen yeni ustalar olmadığı için de bu meslek zaman içinde yok olup gidecek gibi görünmektedir. Gerek maddi koşullar, gerekse gençlerin bu işi yapmak istememeleri yeni ustaların yetişmesini engelleyen önemli faktörler arasındadır. 1960’lı yıllardan başlayarak altın çağını yaşayan lületaşı satışları günümüzde iyice gerilemiş, pek çok atölye kapanmış, birçok usta işini bırakmak zorunda kalmış, ihracatçılar da bu işten vazgeçmek durumunda kalmıştır. Yeni ustalar yetiştirmeyi amaçlayan, Eskişehir ve Alpu’da açılan iki lületaşı okulu da ilgisizlik sebebiyle kapanmıştır. Üretime ilişkin sorunlara vergilendirme, sosyal güvence, işletme giderleriyle ilgili yükler de eklenince işler neredeyse durma noktasına gelmiştir.

DENİZKÖPÜĞÜ LÜLETAŞI HİKAYESİ »

Lületaşı Pipo Satış: www.altinaymeerschaumpipe.com

Kaynaklar:
81 İLDE KÜLTÜR ve ŞEHİR
ESKİŞEHİR VALİLİĞİ YAY. – 2014

Categories: 26, Sanat