Ramazanlarımız

Ramazanlarımız

ramazan-topuRamazanlarımız çok iyi geçerdi:

Şınşırak kayasının altındaki mezarlığın üst başına yerleştirilmiş, kurtuluş savaşından kalma at arabası tekerlekli, çakar almaz bir top vardı. O topun doldurul­masını, atışını seyrederdik, (izlemezdik) Üç cezve barut hakkı, konduktan son­ra paçavraları tokmaklayarak, teperler. İyice sıkıştırır­lar. İftar vakti gelince, ulu cami minaresinden ezan sesi duyulur duyulmaz ramazan topçusu, topu ateşlerdi. Sesi o kadar gür çıkardı ki Sivrihisar’ın her yerinden duyu­lurdu. Topa yakın olan evlerdekiler korkarlardı. Top atılınca öteki minarelerden de ezanlar okunmaya baş­lardı. Kandiller asılırdı.

Kandiller:

Kandiller: Minarelerin şerefelerinde iç kısmında, önce zeytinyağı ve fitilleri konur, camları silinir, hazır­lanır. Topa yakın kandiller içeride yakılır. Ezan oku­nunca, minare şerefesinin dış kısmındaki kancalara asılırdı. Çepe çevre minareyi donatır, her taraftan ba­kınca ildir ışık görünürdü. Bende bir kaç defa kandil takılmasına yardım etmiştim de ondan biliyorum.

Ezanlar okunması ile oruçlar açılır, yemekler yenir. Akşam namazları kılınır. Kahveler içilir. Teravih vakti yaklaşmıştır. Camilere koşulur. Teravih namazı kılmak için. Teravih imamlarının kimisi çabuk kıldırır, kimisi yavaş kıldırır. Çabuk kılmak isteyenler, çabuk kıldıran imamların camilerine gider. Camiler dolar taşar. Her ilde veya ilçede bir camide Hatimle namaz kıldıran imamlar olur. Hatimle teravih kılmak isteyenlerde o camiye giderler.

Sırçacının Hafız:

Kendileri cami imamı değil, manifaturacıydı, her Ramazan ayında bir kaç gün kurşunlu camide teravih namazı kıldırırdı. Sırçacının Hafız Hasan Efendi Kur­şunlu Camide Teravih kıldırıyormuş derler kulaktan kulağa yayılırdı. Bir kaç gün Kurşunlu Cami ağzına kadar dolar yer bulunmazdı. Kendileri zaten kurşunlu mahallede otururlardı. Çocuk olmama rağmen bende çok severdim. Çünkü şiir gibi Kur’an-ı Kerim okur, tek tek mahreçleri çıkarırdı. Tam adabı erkan ile namaz kılardı. Sırçacının Hafız Emmi: 1950 yılında ilk Arapça ezan kabul edilince: ilk ezam, ulu caminin mi­naresinden yanık sesiyle okudu herkes ağlamıştı.

Davulcularımız:

Sahur vaktine iki saat kala davulcular çıkarlardı. Tam anlamıyla ramazan davulu çalarlar mâniler söy­lerlerdi. Devamlı bizim sokaktan geçen davulcu Emmi: Edilcik sokaktan geçerken, edilcik sokaktaki daracığa uğramadan, bizim evin önünde davul çalmadan geç­mezlerdi. Kapımızın önünde davula tokmağını vurur. Güzel güzel mâniler söylerdi.

O gecelerde ezberlediğim bir kaç kıtasını buraya alıyorum. Davulcu davul çalar bende pencereyi açar ba­kardım ve dinlerdim. O zamanın ramazan davulu şöyle çalardı.

Güm dal – güm dal

Güm dala – dal dal

Şimdiki ramazan davulcuları da türkü çalıp şarkı söylüyorlar. Hiç bir şeyin tadı tuzu nezafeti letafeti gü­zelliği kalmadı. Şimdiki davulcular Ramazan davulu değil uçkur, peşkir havalı çalıyorlar. Mânilerde unutul­du gitti.

Davulcumuz şu mânileri söylerdi:

Ulu cami direk ister
Söylemeye yürek ister
Benim karnım toktur amma
Arkadaşlar börek ister
 
Halayıklar Halayıklar
Ocakbaşında uyuklar
Davulun sesini duyunca
Pirincin taşını ayıklar
 
Benim ağam camdan bakar
Bende sandım lira atar
Lirasına nail oldum
Yimbeşine gâil oldum
 

Davulcu Emmiler bu manileri söylerken camdan bazen 10 kuruş, bazen 25 kuruş ramazan sonlarına doğru bazen de lira atardık, bir bardak çay o devirde kahvehanelerde yüz paraydı. 10 kuruşa 4 bardak çay içilirdi. Bu günün 40 bin lirasına denktir, eşittir. Az para sayılmazdı.

Sivrihisar Örf ve Adetleri
Ahmet KILIÇASLAN
Categories: Sivrihisar Kültürü