Ermeni İhaneti ve Kazım Karabekir Paşa

ERMENİ İHANETİNDE KÂZIM KARABEKİR PAŞADAN BİR AÇIKLAMA

Bu Ermeni konusunda bir de Kâzım Karabekir Paşanın yazdıklarına bakmak lazım. Karabekir Paşa Milli Mücadele tarihimizin en önemli kahramanlarından biri. Bana göre Kâzım Karabekir Paşa olmasaydı, Doğu Anadolu’muzda o çok önemli zaferleri kazanmasaydı, Mustafa Kemal Paşa da Atatürk olmazdı.

Karabekir Paşa’nın İstiklâl Harbimiz isimli çok önemli bir eseri var. “Büyük Türk Ordusuna İthaf” edilen bu eser 1.171 sayfa.

İstiklâl Harbimiz 1959 yılında Türkiye Yayınevi tarafından yeniden basıldı. Birtakım kişiler ondan rahatsızlık duydular. Metin Toker’in Akis mecmuasında yazdığı yazı aklımdadır. Toker diyordu ki:

“Kâzım Karabekir Paşa’nın İstiklal Harbimiz isimli kitabında yazdıkları yanlış ise o iddiaların veya belgelerin doğrularını ortaya koyun. Yazılanlar doğru ise o eseri yasaklamakla, külhanlarda yakmakla doğruları ortadan kaldıramazsınız.”

Nitekim doğruları ortadan kaldıramadılar. Karabekir Paşanın İstiklal Harbimiz isimli önemli eseri ikinci defa basılarak gün ışığına çıktı. Benim elimdeki 1959 yılında, tek cilt halinde basılmış olanıdır. Karabekir Paşa’nın yazdıklarına geçmeden önce Rusya’nın Doğu Anadolu’da vazifelendirdiği bir başkonsolosun değerlendirmesini hatırlatmak istiyorum:

1885 yılında Rusya Çarlığı Van ve Erzurum şehirlerine Mayevski isimli konsolos tayin etti. Mayevski sadece Van’da ve Erzurum’da değil Doğu Anadolu’nun başka şehirlerinde de cereyan eden Ermeni ayaklanmalarını gördü, inceledi ve yazdı. Mayevski, hatıratında çok doğru ve çok önemli bir gerçeği gördüklerine, duyduklarına inanarak açıklıyor. Rusya Başkonsolosu diyor ki:

“Ermeni iddialarının gerçekle bir ilgisi yoktur. Onların ileri sürdükleri bütün deliller abartılmıştır. Hadiseleri akıl almaz, görülmemiş, işitilmemiş gaddarlıklarla uydurarak anlatırlar ki başkaları Ermenilere merhamet duysunlar, Türklere karşı da kin beslesinler.” Bu çok doğru bir tespittir.

Ben burada, 15. Kolordu Komutanı Kâzım Karabekir Paşa’nın İstiklâl Harbimiz isimli eserinde yazdıklarından bir-iki örnek vereceğim. Kâzım Karabekir Paşayı okuyunca bazı PKK mensuplarının, Barış ve Demokrasi Partisi milletvekillerinin neden Ermeni iddialarıyla konuştuklarını daha iyi anlayacaksınız.

Karabekir Paşa, eserinin 365. sayfasında Ermeni katliamından sonra Van’da gördüklerini şöyle anlatıyor:
“Van harabezâra (yakılıp yıkılmış) dönmüş. Şehir kâmilen yangın yeri. Bağlarda bir mahallede birkaç yüz halk var. Harb-i Umumî bidayetlerinde Ermenilerin Van’da İslâmlara karşı katliam ve yangınlarını yerinde dinledim ve gördüm. Zavallı Van Gölü! Van’ın her tarafını gezdim.”

“Birçok İslâm köyleri top ve makineli tüfeklerle mücehhez Ermeni kıtaatı askeriyesi tarafından tahrip ve imha olunmuştur, (s. 555) “… Geceyi Mamahatun’da geçirdik. Burası kaza merkezi fakat Ermeniler geçen sene kâmilen burayı yakmıştı. Yüz ev kadar yerleşmiş, birkaç dükkân da açılmış. Mamahatun’da geçen sene bir çukura doldurulup yakılan biçare Türklerin cesetlerinin olduğu yere bir abide yapılmasını ve bir mektep inşası için lazım gelen yardımı temin etti.” (s. 372)

Şimdi çok ama çok önemli bir hususu dikkatinize sunmak istiyorum. Hani Ermeni devlet adamları her fırsatta: Doğu ve Güneydoğu Anadolu işgal edilmiş Ermeni toprağıdır, diyorlar ya, bu isteklerini, iddialarını dün de ileri sürüyorlardı. O bakımdan 1918 tarihinde Ermenistan ordusundan Kars’ı geri almamızı 15. Kolordu Kumandanı Kâzım Karabekir Paşa İstiklâl Harbimiz isimli eserinin 897 ve devamı sayfalarında şöyle anlatıyor:

“Karargâhımı Berne’ye aldım. 28 Teşrinievvel’de (ekimde) Yahniler Tepeleri ve Vezin köy-Üçler Tepesi hattını, baskın ile işgal ettik.”

30 Teşrini-evvel’de Üçler Tepesindeki tarassut yerinden idare ettiğim bir taarruz ile Ermeni ordusu üç saat içinde perişan oldu. Sıkı takiple Şark Cephesindeki tabyaları işgal ettik. Hâlâ mukavemet eden Tahmasp tabyası da ikindi vakti düşürüldü. Kars’ın zapt edildiğini Kars’tan Ankara’ya müjdeledim.

Akşama kadar istasyonda karargâhımda toplanan esirler şunlardı: 3 general, 6 miralay, 12 kaymakam, 16 yüzbaşı, 59 mülâzım, sivil memur, 12 zabıt vekili, 4 zabit namzedi. Esir askerlerin sayısı da 1150 idi. Sayılan Ermeni ölüsü 1110 idi. İstifade olunabilecek 337 top, tamire muhtaç 339 top, külliyetli miktarda tüfek, her türlü mermi ve mühimmat ve sair harb alâtı, projektör vesaire idi. Esirler arasında Harbiye Nazırı Araratof ile Erkân-ı Harb.ye-1 Umumiye Reisi Vekilof, Kars Kale Grup Kumandan, Primof, bir de sivil nazır vardı. Zayiatımız: 9 şehit, 47 yaralı.

Askerlerim Kars gibi modern bir kaleye karşı aslanlar gibi saldırdıkları halde Ermeni, halkına karşı en ufak bir tecavüzde dahi bulunmamışlardır. Bunu oradaki Amerika heyeti de gördü. Amerika heyetinin elinde 6.000 fakir veya kimsesiz çocuk vardı. 31 Teşrinievvelde Kars telgrafhanesinden Ankara’da Müdafaa-i Milliye Vekili Fevzi Paşa ile görüştük. Kars’taki ganimetlerin on yıl İstiklal harbimizin devamına yetişecek derecede çok olduğunu bildirdim. Ferikliğe (korgeneral) terfi ettiğimi müjdelediler.

Mütareke şartlarımızı kabul etmeyen Ermeniler ileri kıtalarımıza da taarruz ederek birkaç neferimizi esir almışlardı.
14 Teşrinisani sabahleyin Ermeni mevzilerine karşı taarruza başlattım, birkaç saatte Ermenileri yine iyi hırpaladık. 7 şehit ve yaralı verdik. Ermeniler Şark’a doğru çekildiler. 582 maktul bıraktılar fakat sağ yanımızda Ermeni kıt’aları yerlerinde duruyorlardı. Bunlara da 17 Teşrini-sani’de (kasım) taarruz ettik. Öğleye doğru bunları da mağlup ederek cenuba doğru tardettik.

Teşrinisani’de Ermenilerin Şahtahtı müfrezemize taarruzu zayiatla tardolundu. Üçü zabit olmak üzere 210 esir alındı. Alınan esirlerin sayısı iki bini buldu.

17 Teşrinisani’de saat üçte karargâhıma gelen bir Ermeni erkân-ı harp yüzbaşısı Ermeni başkumandanı ve hariciye nazırının mütareke şartlarımızı kâmilen kabul ettikleri mektubunu getirdi.

Mütareke şartı olarak Ankara’nın istediği biner mermisi ile 2000 tüfek, üç batarya seri ateşli koşulu dağ topu, yine koşulu 40 makineli tüfengi Ermenilerden alarak Şark Cephesinin ilk zafer hediyesi olarak Garp Cephemize yola çıkardım.

27 Teşrin’de Ermeni heyetine Sevr Muahedesindeki imzalarını geri aldırdık. Bugünü bu meşum muahedenin yırtıldığı bir gün olarak tesid ettik.

Kâzım Karabekir Paşa’nın kazandığı bu Şark zaferinden sonra kendisine Mustafa Kemal Paşa’dan, Fevzi Paşa’dan ve Garp Cephesi Kumandanı İsmet Bey’den -İnönü- tebrik telgrafları mektupları geldi. İsmet İnönü’nün 28 Teşrinisani (kasım) 1336/1 tarihinde Eskişehir’den yazdığı mektup aynen şöyle:

Sevgili Kardeşim Pek Sevgili Kardeşim Kazımağım, Şark harekâtı bizi ve davamızı ihya etti. O kadar sıkılmış idik, o kadar daralmış idik ki vaziyetin nefes alacak bir menfeze ihtiyac-ı katisi vardı. Allah’ın inayetiyle bunu sen kemal-i muvaffakiyet ve intizam ile açtın. Milletimize, tarihimize daha büyük hizmetler senin için mukadder ve mevuddur.

Allah seni milletimize bağışlasın. Bilhassa Mustafa Kemal şükranını izhar ve ifade için ne yapacağını bilmiyordu. Herkes böyle idi. Garpta sıkıntıdayız Kâzım. Malzeme, anarşi, entrika sıkıntıları, en mühimi tabiî malzemedir.

Peki, sonra ne oldu?

Yani Mustafa Kemal Paşa’ya Şişlideki konağına giderek ziyarette bulunan, ona Millî Mücadele’mizin Doğu Anadolu muzdan başlaması gerektiğini anlatan ve onu Millî Mücadele ye davet eden Karabekir Paşa sonra hangi zorluklarla karşılaştı. O Karabekir Paşa ki Mustafa Kemal ordumuzdan istifa etmesine ve her an yakalanma ihtimali içinde bulunmasına rağmen bunu dikkate almayan ve Mustafa Kemal’e:

“Siz, bundan evvel olduğu gibi bundan böyle de muhterem kumandanımızsınız. Kolordu kumandanına mahsus araba ile maiyetinize birtakım süvari getirdim. Hepimiz emrinizdeyiz paşam.” diyen kişidir.

Acaba Milli Mücadele’mizin kazanılmasından sonra Kâzım Karabekir Paşa ne gibi zorluklarla karşı karşıya kaldı? Doğu Anadolu’muzu Ermeni zulmünden ve işgalinden o kurtarmıştı. Ermeni ordusundan teslim aldığı silâhları Batı Cephesi’ne göndermişti. Karabekir Paşa Doğu Anadolu fatihi olarak biliniyordu. Batı Cephesi’ndeki savaşın kazanılmasında da çok büyük yardımları oldu. Benim kanaatime göre Kâzım Karabekir Paşa olmasaydı Mustafa Kemal Paşa da Atatürk olamazdı.

Cumhuriyetimiz 29 Ekim 1923’te kuruldu. Ama Cumhuriyetimizin bir muhalefet partisi yoktu. Muhalefetsiz bir Cumhuriyet rejimi olur mu? Karabekir Paşa çok yakın arkadaşlarıyla birlikte bir muhalefet partisi kurdu: Terakkiperver Cumhuriyet Fırkası (17 Kasım 1924). Devrin iktidarı bu muhalefet partisine ancak üç ay tahammül edebildi. 3 Mayıs 1925’te Karabekir Paşa’nın partisi kapatıldı.

1926 yılında İzmir’de, Atatürk’e bir suikast düzenlendi. Suikastçılar işe girişmeden yakalandılar ve İstiklâl Mahkemesine verildiler. Bu suikast işinde Karabekir Paşa kat’iyen yoktu. Fakat onu da yakalayıp idam talebiyle yargıladılar. İstiklal Mahkemeleri Başkanı Kılıç Ali, Karabekir Paşayı da idam etmek için içeri aldıklarını yakınlarına itiraf etmişti. Fakat bu suikast işiyle onun bir beraberliği olmadığı anlaşılınca İstiklâl Mahkemesinden beraat ederek çıktı. Doğrusu Atatürk, Karabekir Paşa’dan rahatsızlık duyuyordu. 1927 yılında ise Karabekir Paşa ordudan emekli edildi.

Karabekir Paşa 1933 yılında, İstiklâl Harbimizin Esasları isimli bir kitap yazdı. Kitap İstanbul’da, Sinan Matbaasında basılıyordu. Atatürk’ün yakın çevresi bu kitabın piyasaya çıkmasını kat’iyen istemiyordu. Çünkü Atatürk’ün Nutuk’ta yazdıklarıyla Karabekir Paşa’nın İstiklâl Harbimizin Esasları isimli kitabında belgelere dayanarak açıkladığı olaylar birbirinden farklıydı. O bakımdan Atatürk’ün yazdıklarına en küçük bir gölge düşmemesi için Ankara’dan İstanbul’a gelen bir heyet Sinan Matbaasını sabaha yakın saatlerde bastı ve matbaada bulunan üç bin kitabı belediyenin itfaiye arabasına yükleyerek alıp götürdü. Üç bin kitap surların dibinde yakıldı. Ayrıca o gece yarısı Kâzım Karabekir Paşa’nın evine de baskın yapıldı. Ve evde bulunan Milli Mücadele’mizle ilgili bütün resmi belgeler bir çuvala doldurularak götürüldü. Bitti mi diyeceksiniz? Biter mi?

1926 yılından 1938 yılına kadar Kâzım Karabekir Paşa’nın konağı önünden simitçi, boyacı, dilenci kıyafetli sivil polisler eve gireni çıkanı tespit ettiler. Bu devre içinde Kâzım Karabekir Paşa büyük sıkıntılar çekti.

Atatürk ölünce İsmet İnönü onu yeniden siyaset dünyamızın içine aldı. Karabekir 1938 yılında İstanbul milletvekili seçildi. 1946 yılında da TBMM başkanı oldu. 1948 yılında Hakk’ın rahmetine kavuştu. Mekânı cennet olsun.

***

Yavuz Bülent Bakiler
Gönlümdekiler ve Ötekiler
2013 – Sh. 180
YAKIN PLAN YAY.

Categories: Arşiv

Yorum Yaz

Mail adresi yazarsaniz yayinlanmayacaktir.
Gerekli alan*