Dostluk Üzerine

DOSTLUK ÜZERİNE!

Mecnun değilim dost; lakin çağırırsan çöllere gelirim!” der Mevlana…

Ömür, bazen insana ağır gelir. İşte o zaman birinin/birilerinin yani dostlarımızın yanımızda olmasını isteriz!

Bir ömür boyu dertlerimizi, sevinçlerimizi paylaşabildiğimiz yılların eskitemediği; hayatın umutsuz anlarında birden bire yanımızda bitiverendir dost!

Bazen öylesine umutsuzluğa kapılırız ki… Hele yıllarca birlikte olup, iç içe geçmiş hayatlarımızı, hayallerimizi paylaştığımız dostlarımızın terk edişleri çok acı verir; insanı tam can evinden vurur; kurşun yarası, kılıç yarası hafif kalır dostun küçük menfaatlere kapılıp gidiverişinde…

Ama iç beklenmedik anda biri çıkıverir, zor günlerinizi gülen yüzüyle aydınlatıverir… Mevlana; “Dost sanma şanlı vaktinde dost olanı; dost bil gamlı vaktinde elinden tutanı!” der.

Yaşadığımız çağın en büyük sorunu yalnızlıktır… Yaşadığımız şu zaman diliminde dostluk bir lükstür! İnsanın zaman zaman lükse, yani dostluğa ihtiyacı vardır… İşte tam da bu anda karşımıza çıkıverir dost! Herkesin terk ettiği, bütün umutların tükendiği zamanda birden bire karşımıza çıkıveren dost; öyle bir dosttur ki, biz istemedikçe, ya da ötekileştirmedikçe terk edip gitmez…

“Sen bir şeyler verdikçe dost görünen çok olur! Bir de sen iste gör, hepsi birden yok olur!” Hayatımızda gerçek dost sandığımız, esasen menfaate, “kullanmaya dayalı” dostluklar, bir anda bitiverir… Bitiverir, çünkü dost sanılan gerçek dost değildir de ondan…

Kişinin sosyal, ekonomik durumları da dostlukların gidişatında önemlidir… Varlığıyla şişinmiş dostumuzun, “özde dost değil, sözde dost olarak, bir araç” olarak gördüğünü, yani kullandığını hissederiz zaman zaman… İşte o vakit yüreğimiz bu dostluğu kaldıramaz, samimiyet gitti mi, dostluk kendiliğinden biter!

“Ey Gönül! Bir sürü dostlarının yanında elbet ki düşmanların da olacak; ama imtihan ya bu onca düşmanın var iken seni dostun vuracak!” Hayatta kimi zaman öyle darbeler yeriz ki, bu darbeler düşmanlarımızdan değil, dost sandığımız sözde dostlardan gelir… W. Winchel; “Gerçek arkadaş dünyanın geri kalanı çıkarken içeri giren kişidir.” Derken, B. Franklin “Sahte dost, bir de gölgemiz, yalnızca güneş açtığı zaman yanımızda bulunurlar!” der!

Dostluğu kaybetme korkusu varsa içinizde, “dostunuzun” davranışlarındaki samimiyeti sorgulamalısınız!

Dost, “kötü sözlerimize, hareketlerimize” katlanabilen kişidir. Esasen dostlar, hiçbir zaman birbirlerini kırmazlar, kıramazlar; karşılıklı bir küçük gülücük, bir tebessüm aradaki sorunu bitirir, hiçbir şey olmamış gibi dostluk devam eder…

Dost, bize doğruyu söyleyen kişidir! “Dost; acı söyleyen değildir; acıyı tatlı söyleyebilendir!

Günlük hayatta her iyi anlaştığımız, iyi vakit geçirdiğimiz, gülüp eğlendiğimiz dost değildir; bunlar yakın arkadaştır! Ama zor gününde, moralin dibe durduğu durumlarda arayabildiğimiz kişi dostumuzdur! Diğerleri geçici birer yakın arkadaştır, o kadar!

Dostumuza içten davranırız, iç dünyamızın bütün kapılarını açabiliriz, ama dostumuz karşısında kendimizi çok da değerli saymayız!

Her zaman yanımda olduğunu bildiğim; bana değer veren, bunu hissettiren, bütün hatalarıma rağmen iyi ve kötü günümde yanımda olan dostlarıma sevgilerimle…

Nadir Yaz… Malikâne, 08.04.2018 Eskişehir…

Categories: Nadir Yaz
Tags: Nadir Yaz

Yorum Yaz

Mail adresi yazarsaniz yayinlanmayacaktir.
Gerekli alan*