Dil Üzerine

DİL ÜZERİNE

İnsan sosyal bir varlıktır. En önemli özelliklerinden birisi çevresiyle iletişim kurmasıdır. Etkili iletişim kurumanın yolu da dildir. Yazılı ve sözlü anlatımda kullandığımız dilin niteliği, kelime çeşit sayısı kültür seviyemizi belirler. “Argo kanundan kaçanların dili; Uydurma dil tarihten kaçanların” Her milletin dili çağlar boyunca yaşadığı tarihin özetidir.

Dil; Bir milleti oluşturan ve milliliği sağlayan en önemli unsurlardan biridir. O milleti oluşturan fertler arasında anlaşmayı sağlar. O milletin atalarının yüzyıllar boyunca elde ettiği bilgi, tecrübeyi muhafaza eder, nesilden nesillere aktarır. Dil millet olmanın, meydana getirdiği medeniyetin temel taşıdır. Medeniyetlerin en kıymetli servetidir.

Dil; İnsan oluş macerasının varlık alanına attığı ilk adımdır. Dil dünyasının en ileri düzeyde kullanım alanı da edebiyattır. Dil malzemesi ne kadar güçlü ise edebiyatını o kadar zengin kılar, edebiyat ne kadar güçlü ise dilini o kadar yüceltir. “Bir dili bilmek demek, konuşulanı, yazılanı anlamak, bizzat konuşmak ve yazmak demektir.” Ülkemizde dil okutuluyor fakat öğretilemiyor.

Batı dünyası, Japonya gibi ülkeler ilköğretimden itibaren çocuklarına kendi kültürlerine özgü çok zengin bir dil eğitimi vermektedir. A.B.D’de ilköğretimden geçen çocukların kitaplarında mevcut kelime çeşidi sayısı 71.000, İngiltere ve Almanya’da 70.000, İtalya’da 33.000, Suudi Arabistan’da 12.500 iken Türkiye 7.000 kelimedir. Ne yazık ki çocuklarımız bunun ancak 300 kelimesini kullanabiliyor. Bu kadarıyla konuşup, düşünebiliyorlar.

Dilin kaynağı vahiy ve ilhamdır. Yani Tevfik (yardım, lütuf…) dir. Başka bir deyişle dil insanoğluna Allah (C.C) tarafından öğretilmiştir. Sosyal hayat dilin oluşumunu sağlayan çok önemli bir unsurdur. Bir çocuk konuşmayı öğrenirken annesinin hayatında kullandığı, tekrar ettiği kelimeleri idrak eder. Zamanla birikim sonucu konuşulan dil ortaya çıkar. Ayrıca sosyal hayatta, okulda meslek gruplarında rol alan birçok insan dilin oluşup var olmasını sağlamaktadır. Dil akan bir nehir gibidir. Her türlü kültür, medeniyetten bir şeyler toplar. Her türlü kültür ve medeniyete bir şeyler bırakır, yoluna devam eder gider.

Yabancı kaynaklı kelimelerin dilimize girişiyle birlikte bu kelimelerin karşılıkları olan Türkçe kelimelerin kullanımı azalmış, zamanla Türkçe bir kelimenin unutulmasına yol açmıştır. Kullanımdan düşen her Türkçe kelime kültürümüzden bir parçayı alıp götürmüş, götürmektedir. Eğer dilimizi korumak, geliştirmek istiyorsak, ilim, fen, teknolojide… Söz sahibi olmalıyız. Kullandığımız beyaz eşyadan, televizyona telefondan arabaya. İçecekten yiyecek, giyeceklere… Kadar markalara bakmamız ve düşünmemiz gerekir. Tıp alanında Hulusi Behçet isimli ilim adamızın keşfettiği Behçet hastalığı nasıl tıp alanında yer alıyorsa, diğer alanlarda kullanılan kelimeler de bizi hatırlatmalıdır.

Milli birlik ve beraberlik duygu ve düşüncelerin pekişmesi, kültürün kalıcı hale gelmesi, sosyal hayatın yerleşik düzen oluşturması dil ile sağlanır. Bu nedenle insanlar kullandıkları ana dile sahip çıkmalı ve dillerini geliştirerek sevmelidir. Bütün etkenler ve zenginlikler fark edilerek yaşatılmalıdır.

Yusuf Mesut KİLCİ/ Eğitimci-Yazar