Deprem Soygunu

DEPREM SOYGUNU

Türkiye, deprem ülkesi… Bu coğrafyada belirli aralıklarla deprem felaketi oluyor, can kayıpları oluyor. Bunu fırsat bilen belirli bir kesim, iktidar partisi içindeki “elemanlarını” harekete geçirerek, güya can kayıplarına üzülüyorlarmış gibi harekete geçti…

Vatandaşa acıyor görünüp, soygun imar yasası çıkardılar… Bu yasa kimler için çıkarıldı, “müteahhitler” için… Onlara daha kıyak para kazandırmak için…Sıradan vatandaşın iktidar sahiplerine getirisi ne? Hiçbir şey! Belirli aralıklarla seçimler olur, o zaman oy için vatandaşın ayağına gidilir, bu şaşkın vatandaş da bunları dost sanıp inanır, oyunu verir; üstelik verdiği her “oy”un kendisine kurşun olarak döneceğini bile bile …

1999 depreminden sonra bu deprem bahane edilerek öyle acımasız bir imar yasası çıkardılar ki, bunu kanunlaştıranlar; yasanın alt tabakadan insanlara ne kadar ağır yükler yüklediğinin farkında bile değiller! Umurlarında da değil… Tok ne bilir açın halini? Kanun koyucu ve bunların efendileri; vatandaşın canından çok, “daha çok daha çok para kazanmak ve kendilerini rahatsız eden çirkin görüntülerden(!) kurtulmak için çıkardılar bu yasayı…

Örneğin Kendinize ait bir arsaya yirmi otuz metre karelik bir yaşam alanı yapmaya kalksanız ya da babanızdan kalan eski bir evi yıkıp yeniden yapmaya kalksanız; “proje, denetim, statik, elektrik vb gibi sekiz on kalem farklı kişilere gidip kimine bin, kimine iki bin gibi rakamlarla para ödüyorsunuz. Belediyeye de belirli bir ödeme yapıp aşağı yukarı toplam sekiz ile yirmi bin lira civarında ücret ödedikten sonra inşaat yapabiliyorsunuz… Ayrıca sorumlu inşaat mühendisine inşaat bitimine kadar aylık belirli bir ücret ödemek zorundasınız… Aksi takdirde yaptığınız o yaşam alanına su, elektrik, gaz, kanalizasyon vb. bağlatamıyorsunuz! Ödenen para devletin kasasına da girmiyor… Birileri bir yerlere çöreklenmiş, devleti değil şahısları besliyorsunuz…

Sıradan vatandaş, su elektrik, gaz vb ihtiyaçları için yasal başvuru yaptığında, müracaat ettiği “masalar” acaba ne gibi zorluk çıkarırım da su, elektrik vb” vermem” sadistliği içinde… Kimi memurlar “sıradan” vatandaşa yardımcı olmak yerine, mümkün olduğunca işi savsaklama, engelleme yoluna gittiği de ayrı bir kahredici detay! Lanet olsun!

Allah (CC) size muhtaç etmesin, deprem olursa ölürüz, bu sizi hiç ilgilendirmez! Ne Arap’ın yüzü ne Şam’ın şekeri…“Geçme namert köprüsünden ko aparsın su seni/ Yatma tilki gölgesinde ko yesin aslan seni!” Bırakın, depremde öleceksek, ölelim! “Gölge etmeyin başka ihsan istemez!”

Büyük İskender devrinde yaşayan filozof Diyojen, dünyada hiçbir şeye değer vermezdi. Ömrünce mal mülk de edinmemişti. Esprileri, nükteli sözleriyle sevilmiş, çok meşhur olmuştu. Şöhreti zamanının en büyük devlet adamı Büyük İskender’in kulağına kadar ulaşmış. İskender, merak edip, bu garip filozofun ziyaretine gitmiş.

Rivayete göre Büyük İskender Diyojen’i “fıçı içinde o gariban haliyle” görünce üzülmüş; “Dile benden ne dilersen!” demiş…

Diyojen, silahlı askerleriyle tepesine gelip dikilen İskender’e şöyle bir bakmış; “Gölge etme, başka ihsan istemem” demiş.

Efendiler; Türkiye’de yaşayan milyonlarca insan kıt kanaat yaşıyor, yaşam mücadelesi veriyor! Elhamdülillah sizlerin acımanıza ihtiyacımız yok! Bu millet yüzlerce yıldan beri kendi ihtiyacına yeterli yaşam alanları yapıp yaşıyor… Gölge etmeyin, yeter; çekin elinizi yakamızdan!

Bu nasıl adalet? Eğer hak adalet varsa, bu kanunu çıkaranlara hakkımı helal etmiyorum… Her aklıma geldiğinde de bildiğim bütün bedduaları sıralıyorum…

Allah(CC) sizi bildiği gibi yapsın!

Nadir YAZ, Malikane, 12 Haziran 2018 Eskişehir…

Kaynak:https://www.facebook.com/nadir.yaz/posts/2048980892035093

Categories: Nadir Yaz
Tags: Nadir Yaz

Yorum Yaz

Mail adresi yazarsaniz yayinlanmayacaktir.
Gerekli alan*