Çeşmeler

Çeşmeler

Selçuklular ve Osmanlılar suya çok önem vermişlerdir. Temizliği imanın bir parçası kabul eden atalarımız, su çıkarmayı, çeş­me yapmayı en büyük hayırlardan say­mışlardır. Dinimize göre susuzluktan ya­nan bir ciğere (canlıya), su veren bir mü­mini, Allah kıyamette susuz bırakmaya­caktır.

Yeryüzünün derinliklerinden çıkan sula­rı, bilgi, büyük para, gayretle getirip can­lıların istifadesine sunmak ne kadar bü­yük bir hayırdır. İnsan vücudunun %82 sinin su olduğu düşünülürse, suyun ne kadar hayatî önem taşıdığı kendiliğinden ortaya çıkar. Bunun için eski Türk-İslam şehirlerinde her köşede bir çeşmeye rast­lanır. Bugün Eskişehir İlinin Odunpazarı semtini dolaşın, 100’e yakın çeşme gö­rürsünüz. Maalesef çoğu susuz çoğu ba­kımsız. Buna rağmen mevcut sulardan halkın faydalandığını çocukların büyük bir hazla etrafında oyalanıp oynadığını, çeşme ayaklarında devasa çınarların ka­vak ve sair ağaçların yetiştiğini görürsü­nüz.

Bugün Sivrihisar evlerinin çoğunda, gra­nit kayaların delinerek açıldığı su kuyula­rı vardır. Hatta eskilerinin nesilden nesile yeri unutulduğu için, yeni açılan kuyu­larla bazen iki kuyulu evlere rastlarsınız.

Bu evlerdeki kuyuların büyükanneleri­nin; en kıymetli ziynet eşyaları, cebe (bir nevi Sivrihisar’a has örgülü kıymeti yük­sek bileklik) ve takılarını satarak açtırdı­ğını, böylece bilhassa yaz aylarında çeş­me basında sıra beklemekten kurtulduk­larının hikayesini işitirsiniz.

Bu bakımdan kullanılmasa da hiçbir ku­yunun iptal ve doldurulmasına, gönlüm razı olmamış ve aksi davranışın, ataları­mıza karşı bir haksızlık ve kadirbilmezlik olacağı düşüncesini hep taşımışımdır. Bu düşüncemin, elektrik kesilmesi veya su tesisatındaki arızalar sebebi ile susuz kal­dığımızda, bizi adeta ödüllendirdiğine şahit olmuşuzdur. Hem o kuyular, elimi­zin altında su kaynağı olmaları yanında, et ekmek gibi gıdaların bozulmadan ko­runmasında, sıcak yaz günlerinde salla­nan testilerdeki suların soğutulmasında da büyük hizmetler görmüş; onu kazan­ları ve kazdıranları rahmetle yad etme­mize sebep olmuşlardır.

Kuyulardaki suların aşağı seviyelerden akıtılması fikri, çeşmelerin doğmasına sebep olmuştur. Bunun için ya su düze­yinde açılan tüneller vasıtası ile suyun akışı sağlanmış, ya da bu iş sifonla ger­çekleştirilmiştir. Ancak geçmişte Sivrihi­sar’da en yaygın olanı, galeri yardımıyla suyun akıtılmasıdır. Yağan kar ve yağ­mur sularının kaya boşluk ve çatlakların­da toplandıkları yolunda görüş yanında, kayaların gündüz ve gece ısı farkları se­bebi ile terleme dediğimiz olay sonunda suların meydana geldiği seklinde bir gö­rüş de vardır.

Tabakhane Çeşmesi ikinci yerinde Belediye binası yapılırken ilk yerinden kaldırılan çeşme fotoğrafta görüldüğü yerde ve şekilde yapılmışken bunun da yıkıldığı görülmüştür. Suyu yan sokaktan akıyor. İnsaf, vefa ve saygı nerdesin?

Başlıca Çeşmeler

tabakhcTabakhane Çeşmesi: Eski Tabakhane ya­nında bulunması sebebi ile, bu ismin ve­rildiği anlaşılıyor. Çeşmenin kitabesi yok edildiğinden yapılış tarihini bilemiyoruz. Bu çeşmeden istifade etmek üzere yapı­lan Kumacık Hamamı ve çeşmenin sivri kemerli, takribi 2 metre derinlikte 4 metre genişlikte, eyvan (tonoz denilebi­lir) yer alması, arkasında geniş su depo­su ile birlikte üzerinde bir mescid bulun­ması, yapılar yardımı ile bizi Selçuklular dönemine götürmektedir.

Sinan Paşa özel hamamının, ve Kızılay si­neması yapılmadan evvel o mekanda gördüğüm mermer Sekizgen Havuzunda bu kaynaktan istifade ettiği anlaşılıyor. Kaynağı: Şınşırak tepesinin Kızılbel ismi ile anılan eteklerinden çıkar.

kutlu-cesmeKutlu (Kurtlu) çeşme: Cennet sokağını taki­ben Balaban Çeşmesi önünden, Demirci Çeşmesi yanına bir kol ayrılır, hükümet meydanına doğru akarken, buradan alı­nan 2. bir kolla “Kutlu Çeşme” yapılmıştır. Eskiden hükümet binası avlusundaki şadırvanın suyu da, yanındaki su terazisi vasıtası ile bu suya bağlantılı idi. Geçmiş yıllarda belki de burada bulunan “Küçük Hamam” da bu sudan yararlanıyordu.

Sivrihisar Belediyesi yapımında yıktırılan çeşme (üzerindeki mescid daha evvel yı­kılmış) Hüseyin Gencel’in evi önündeki boşluğa alınmış ve çeşme yapılmıştı. Zik­ri geçen çeşmenin de yıkılmış olduğunu görüyoruz. Arkadaki depodan garaja su giderken bugün Garaj Çeşmesinin şehir suyundan beslendiği ifade edilmiştir.

Son olarak öğrendiğimize göre 2001 yılı itibarı ile çeşme; Hüseyin Gencel’in evi­nin önünden de sökülerek yan sokağın girişine alınmıştır.

Hacı Ahmed (Demir) Tabakhane Çeşmesine kaynak katmak için uğraşmış ve Si­nan Paşa sokağının alt tarafında; Tabak­hane çeşmesinden alınan bir kolla; “Hacı Ahmedlerin Çeşme” diye anılan çeşmeyi yaptırmıştır. Son olarak da merhum Sü­leyman Görener yine Tabakhane çeşme­sinden alınan bir kolla Hızır Bey Mahal­lesine Kız Meslek Lisesi yanma bir çeşme yaptırmıştır. Böylece Tabakhane suyun­dan garaja giden su dahil edilirse, Tabak­hane çeşmesi dahil (6) çeşmenin beslen­diğini beyan etmek gerekir.

Not: Bu hayrat suyu çıkaranın çıkardığı bu suyu yüzyıllardan beri kullanmak fa­kat bu hayrı yapanın tayin ettiği yerden çeşmeyi başka yere götürmenin en azın­dan vakıf eden şahsa en büyük haksızlık ve saygısızlık olduğu kanaatindeyim. Ya o suyu içmeyeceksin yahut da içtiğine göre onu getirenin tercihine takdirine hürmet edeceksin. İnsanlık bunu gerektirir. Bele­diyenin de bu hususa riayet etmesi icap eder kanısındayım.

numuneNemane Çeşmesi: Demirci mahallesi Nemane sokaktaki çeşme kitabesi şöyledir. Maşaallah sahih el hayrat- Demirci ma­hallesinden es seyyid el hac Mustafa’nın hayratıdır. Sene 1180 H/1766 M.

Hacı Mustafa’nın Seyyid olduğu yani Hazreti Hüseyin soyundan geldiği anlaşı­lıyor. Seyyid Mahmud zaviyesinde mer­hum Tahsin Özalp’in zikrettiği taşta; merhum ve mağfirun leh elhac seyyid Salih Ağa ruhu için el-fatiha tarihi 1206 yazısı okunmaktadır.

Hacı ve Seyyid olmaları ve ölüm tarihi­nin 1206 olması çeşmeyi yapan zatın mezarının taşının bu olacağını çağrıştırsa da isimler sarahaten farklıdır. Çeşmeyi yaptıran Es-seyyid el-hac Mustafa’dır. Seyyid Mahmud zaviyesi haziresinde ba­zı seyyid mezarları meyanında Hacı Mustafa’nın mezarı da burada bulunabi­lir. Zira ilgili fasılda izah edildiği üzere kitabesi kayıp eski mezarlar veya okuna­mayan mezar şahideleri vardır. Çeşme, bir köşede ve eski bir bina altındadır. İki tuğla ve bir taş olmak üzere almaşık dü­zende sivri kemerli idi. Tamir edilirken hayır sahibi, iyi niyetle fazla para sarf et­miş olsa da eserin mimari özelliği bozul­muştur. Önce sıvanmış sonra da yapı ta­mamen mermerle kaplanmıştır. Eski eser tamirlerinde aslına sadakat şarttır. Aksi takdirde yapılan işe “kaş yaparken göz çı­karmak” denir. Bu işi yapanların ayrıca hukuki sorumluluk altına girdiklerini de göz önünde tutmaları gerekir.

Kaynağı: Sınşırak tepesinin doğu-güney yamacın­da mezarlık duvarı içindedir. Tabakhane ve Balaban çeşmelerin kaynakları, Kızılbel denilen ve bir zamanlar bu bel e bü­yük taşlarla yol yapması dolayısı ile Bele­diyece “Hüseyin Göl” yolu ismi de veri­len kısım tarafındadır. Nemane çeşmesi başı ise, onun sınırı da güneyindedir.

Bel’in altına doğru dereye yapılmış şed­din üzerinden, üç çeşmenin de su boru­ları geçer. Sed üzerinden mezarlığa geçti­ğimizde sağ tarafta bir havuz, sol yukarı da ise Nemane çeşmesinin su borusunun çıktığı, kapatılmış tünel ağzı gelir. Tünel ağzından yukarı doğru takribi 12-14 metre aralarla, baca tabir edilen havalan­dırma ve tahliye kuyuları gelir. Bu kuyu­ların kapaklarına taşlarla işaret konmuş­tur. En yukarıdaki kuyunun derinliği 18 m. olduğu söylenir.

1963 yılında mahalle halkı ile müştere­ken Belediye Başkanı Muzaffer Potuoğlu’nun desteğinde çeşmeyi, çeşmeden kaynağın başına kadar bakıma almıştık. Yaşlılar dehlizlere giremediklerinden bu görev, kitabın yazarına verilmişti.

Suyun dışarıya çıkış yeri ile birinci kuyu arasında tünelin yanları taşla örülmüş, üzeri kapak taşları ile kapatılmıştı. Yan duvarlar pürtlemiş olduğundan, galeri tehlike arz etmektedir. En iyisi su künklerini emniyete alıp bu galerinin açılıp yeniden yapılması gerekir. Tüm dehlize 1962 yılında toprak su künkleri (toprak boru) döşendi. Eski künkler lökl birbi­rine bağlanmıştı. Yenilerini ise çimento ile birbirine ekliyorduk. Yeni künklerin su sızdırdığını da gördüğümden, eskileri söktürmeden yenilerini döşettik. İş bitti­ğinde korktuğumuz basımıza gelmiş bü­tün galeri su içinde kalmıştı. Biz de yeni­sini olduğu gibi bırakarak eski boruları tamirle suları tekrar eski borulara çevir­dik.

Bu işleri yaparken galerinin bazı yerleri boy verse de, bazı yerlerde diz üstü gide­biliyorduk. Yukarılara doğru, yerin altın­dan 18 m. derinde olmamıza rağmen hiçbir su sızıntısına ve neme dahi rastla­madık. Galeriye açılan başka galeride yoktu. Bu tepedeki kuyudan da su çık­mamıştı. Kuyudan sonra galeri üç-dört metre sağa doğru yönelmiş, çürümüş ka­yalar (kis denir) arasından kama gibi aşağı inen bir kaya çatlamış, serçe par­mak girecek bir oyuktan su fışkırıyordu. Kur’an-ı Kerim in ifadesi ile (Yüşakkuka) taş şak olmuş su fışkırmıştı.

Galeride su yoktu. Son kuyuda da yoktu. Hangi güç insanı buraya sevk etmiş ve kayayı çatlatıp bu suyu ikram etmişti. Ben bunu hiçbir zaman maddi planda izah edememişimdir. 1963 yılında çeş­meden itibaren pik su borularının etrafı kazıldı. Komşuların tuvalet bağlantıları, pik borularla ve çeşme borusu altından geçirilerek yapıldı. Demirci caddesinden, Balabana dönen sokakta, su borularının kanalizasyonla yan yana olduğu görülüp, tüm sokağa çeşme borusundan 1,5-2 metre uzaklıkta kalın beton borular dö­şenip, kanalizasyon buraya bağlandı. Ga­leride hayvan olup olmadığı kontrol edilmiş galeri çıkısında tesisata sam (bir nevi kılcal bitki kökü) kaçmaması için, sökülmüş bulunan dirsek yerinden sey­rettik asitli sular dökülerek, isale hattı te­mizlenmiş dirsek takılmış, kuyular ve ga­leri çıkış yeri kapanmıştı.

Bütün bu yazdıklarımdan güdülen amaç ecdat yadigarı ve Sivrihisar için hayati öneme haiz bu çeşmelere, bakım yapa­caklara yol göstermek ve bu işlerde emeklerini esirgemeyen merhum yağcı İsmet ve Ali Amcaların ve Tahsin Çekiç ve diğer ağabeylerimizin ve maddi yardı­mını esirgemeyen mahalledeki büyükle­rimizin rahmetle anılmalarına vesile ol­maktır. Suyun sertlik derecesi 11 ’dir

Öneri: Bugün teknik imkanlar gelişmiş­tir. Galeri girişi yeniden yapılmalı ve de­mir bir kapı konmalı, bakımlar sırasında kullanılmak üzere, tahliye vanası takılmalıdır. Sonradan yapılmış, su bulunma­yan künkler sökülüp, yerine PVC boru­lardan su akışı sağlanmalıdır. Çeşme ar­kasındaki depo üzeri aynı tarihte beton plaka ile kapatılmıştı. Deposu hiç olmaz­sa yılda bir kez fırçalarla temizlenip, su­yu da klorlanmalıdır.

Demirci Çeşmesi: Çok eski bir çeşmedir. Tombak Hacı Mehmed kitabesine göre 1945 yılında büyük masraflarla, çeşmenin hemen üs­tündeki bayır başlangıcından itibaren, sel yatağında kalan kuyulardan dolan molozları temizletmişti. Bu çeşmenin ga­lerileri, Nemane Çeşmesi gibi tek olma­yıp pek çok çatallıdır. Cennet sokağa ve hatta Kızılbel’den gelen dere üzerindeki set yakınına kadar uzanmaktadır. 1963 yılında bu çeşmenin dere yatağında ka­lan bacaları, müracaatımız üzerine Mu­zaffer Potoğlu tarafından yaptırılmıştır. 1999’dayer altı suları artısı ile çeşme tekrar akmaya başlamışsa da, halen ba­kımsızlık sebebiyle akmıyor. Suyun dere­cesi 20 civarında idi.

 

Kurşunlu Çeşme: 15. yy. da Hamdi Baba tarafından yaptı­rıldığı rivayet edilir. 1480 tarihinde yapı­lan Kurşunlu Camii ile yaşıt olmalıdır. Bu çeşmenin savak suyu, yer altında dö­şenen künklerle “Seydi Hamamı’na gi­derdi. Suyu serttir. Kurşunlu Camii kab­ristanının arka kösesinde Osmancık Çeş­mesi vardır. Suyu kalitelidir. Bu isim Os­man Gaziyi hatırlatıyor.

mavikadin-cesmeMavi Kadın Çeşmesi: Mimari özelliği olan bir çeşmedir. Kentsel sit içerisinde bulunan çeşme, Ahi Paşa’nın eşi Mavi Kadın tarafından 780/1378 tarihinde yaptırılmıştır. Günümüzde arka cephesi ve yan cepheleri beton sıvanmış, ön cephesi ise yeşil renge boyanmış olan çeşmenin su sertlik derecesi 10 dur.

Kurtuluş Çeşmesi: Bu çeşme Kurşunlu Camii yanındaki İrfaniye medresesi için gelmişken, medrese­den ve bundan bir kol alan medrese ho­casının evinden çıkarılıp, meydana çeş­me yapılmıştır. (1963) Bu ismi halk vermiştir. Suyu güzeldir. Kaynağı Edilcik eteklerinde mezarlığın güneyindedir. Edilcik çeşmesi yakınında­dır.

acemcesAcem Çeşmesi: Mavi Kadın Çeşmesi arkasından sağ taraftan düz yürüyerek gittiğinizde karşınıza çıkar. Su Damarı Mavi Kadın Çeşmesi ile aynıdır.

Kağnı Pazarı (Kanlıpazarı) Çeşmesi: 1187/1773 tarihli vakfiyede, Çifteler hamamına (Yeni hamam) bu çeşmeden su verildiğine dair vakfiye olduğuna göre, çeşme daha eski bir tarihte yapılmış ol­malıdır. Suyunun gavur köyü üst tarafın­dan çıktığı, Hacı Ümit çeşmesi ile aynı galeride isale hattı bulunduğu hatırımda kalmıştı. Suyun sertlik derecesi 14 dür. Kağnı Pazar çeşmesinden, şadırvana ve yanında hayvanların içmesi için oluklu ve daima akan (şimdi kaldırıldı) çeşme ile Yazıcıoğlu İbrahim Bey tarafından yaptırılan, Ulucami abdest musluklarına (yerine merhum Süleyman Görener tara­fından yenisi yapılmıştı) su gidiyordu. Şimdi hepsi şehir su tesisatına bağlıdır. Yeri ve şekli çok değişiklik geçiren ve yı­kıldığında Orhan Altın ile kitabın yazarı tarafından Yeni Hamam külhanında sak­lanan (1955 yılı) kitabede: (Ve sekahüm rabbihüm seraben tahura” ayeti yazılıdır. 1325-1907 tarihini taşır. Hızırbey Medresesi Acı Çeşmesi Hızırbey medresesi kuzey kösesinde idi. Suyu çok boldu. Hayvanlar yalağından su içerdi. Karsısındaki Uçapark duvarına alındı. Kurna taşı halen mevcut, bakım, yapılmadığından akmıyor.

Edilcik Çeşmesi: Edilcik yamaçlarından şimdi bulunduğu yere indirilmiştir. Çok eski bir çeşmedir.

balabanBalaban Çeşmesi: (XIV) yy. eseridir. Balaban Camii banisi, Sofya Fatihi Balaban Paşa tarafından yaptırılmıştır. Sertlik derecesi 20 dir. Ca­mi ile beraber yapılmış olmalıdır. Tahsin Özalp, caminin 740 H/l 339 M. tarihin­de yapıldığını, Balaban Paşanın 748/1347’de öldüğünü’ yazarsa da Sof­ya’nın fethi 1385 yılı Yıldırım Bayezid za­manıdır.

Akdoğan Çeşmesi: I. Murad zamanında (1359-1389) Sivri­hisar Subaşısı Timurtaş Paşazade Umur Bey oğlu Selçuk Bey? tarafından yaptırıl­mış olup, Kaya Saati arkasında caminin yanındadır. (14. yy. sonu) Bu zat Akdo­ğan mescidi, Gecek Cami banisidir.

Hacı Mut (Hacı Ümit) Çeşmesi: Karabaşlı mahallesindedir. Suyu gayet bol ve kurnaları musluksuzdu. Akan su­lar Sivrihisar’ın ihtiyacı olan sebze, ıspanak, salatalık v.s. yetiştirilmesinde kulla­nılırdı. Su sertlik derecesi 20’dir. 1120H/1708 M. senesinde bu çeşme ile Akçesme’ye Aziz Mahmud Hüdai soyun­dan Abdulvehhab’ın vakfı bulunuyor. 1230 H/1814M tarihinde Yazıcı İbrahim Ağa’nın, yine bu çeşmeye iki pamukçu dükkanının gelirini vakfettiğine dair vak­fiyesi vardır. 1995’de mahalleli bir bakım yapmış, Ye­nice mahalle sakinleri bundan bir kol alarak Kavak dibi denilen semtte çeşme yapmışlardır.

Acı Çeşme: Tenekeli Mekteb (Eski Yenice İlkokulu ye­ni kütüphane)’e varmadan evvel, Eskişe­hir Caddesinin sağ tarafında caddenin dirsek yaptığı ve Yenicami yönünden ge­len sokağın karşısında idi. Eskişehir yolu genişletilince, İlkokulun köşesine alın­mıştı. Şehir suyuna ilgi duyulmasını te­min için de, kanalizasyona bağlandığını (1963) öğrenmiştim.

1985 yılında Sivrihisar pansiyonunda su sıkıntısı çekilmesi üzerine, Belediye Baş­kanı merhum Tevfik Karakaya’nın izni ile, Sivrihisar İslami İlimler Vakfı adına kitabın yazarı çeşmenin ihyası ve 900 metre isale hattı ile pansiyonda kalan 100 küsur öğrenciyi susuzluktan kurtar­mıştı. Suyun fazlasını da Belediye Başka­nı Av. İbrahim Demirkol, pansiyon (şim­di Anadolu Lisesi) önüne yaptırdığı çeş­me ile değerlendirmişti. Yine Yenice ma­halleliler su sıkıntısı çektiklerinden, bir kol da oraya vermiştik. Zikri geçen kola, Ali Dede önünde Öğretmen Nurten Karabudak anısına 1996’da bir çeşme bina edildi.

Pansiyon yöneticileri, suyu tahlil ettir­mişler, içilebilirliği yönünde rapor almış­lardı. Yaslılar, o zaman bu çeşmenin su­yunun, merhum İrfan Gider’in evinin tretuvar köşesindeki bacadan başlayarak saat kulesine doğru açılmış, yüksek galeri içinden geldiğini ifade etmişlerdi. Bu galeri Türkler’in Anadolu’ya gelmesinden önce veya Selçuklular döneminde açılmış olabilir.

Kilise önündeki çeşmeden alman bir kol­la, merhum Orhan Yay’ın evinin kösesi­ne Üçpınar Caddesi basında Hikmet Ata­soy’un oğlu adına yaptırdığı anı çeş­mesi vardır. (1994)

Hastane altında özel kaynaktan getirilen su için, Belediye Başkanı Fikret Aslan tarafından güzel bir çeşme yaptırılmıştır. (1998)

Sivrihisar’ın Eskişehir yönüne çıkısındaki tarihi Garipçe Çeşmesi ile eski Ankara yolu çıkışında bağ yolundaki Habip Çeş­mesi, zikre değer çeşmelerdendir. Ba­kımsızlıkları üzücüdür.

Atça (Akça) Çeşmesi: Eski tabakhane al­tında ve salhane üstünde bulunan, alan­da yer alır. Bol sulu Atça (Akça) Çeşmesi, bugün Sanat Okulu avlusuna alınmıştır. Bu çeşme bol suyu ile halı, kilim, yün yı­kayanlara büyük hizmet vermekte idi. Buraya kurulacak bir santrifüjle Uçapark havuzu beslenebilirdi.

Üçpınar caddesindeki çeşmeler, hisar bağlarına giderken Baba Çeşmesi ve eski çeşmelerin çoğu bakıma muhtaçtır.

akcesmeAkçeşme: Selçuklu uç kumandanı Akça Bey tarafın­dan yaptırılmıştır. Hazinedar Camii altında idi. Korunması gerekli kültürel varlıklardan sayılarak, Hazinedar yanındaki yol ortasından aşa­ğıya alınıp, aynen inşa ile restore edilmiş ve suyu bağlanmıştır (1998.) Takdire sa­yan bir hizmettir.

Eski hayvan pazarı yanında, acı sulu eski bir çeşme vardı. Spor sahası yanında sö­ğüt ve kavaklar bu su sayesinde yetişmiş­ti. Bu çeşmenin kendi ve suyu da kaybol­muştur.

Cumhuriyet İlkokulu karşı hizasında, Hakkı Bayındır evini yaptırırken, temel­den su çıkmış biz de bu suyu müsaadesi ve döşediğimiz isale hattı ile İmam-Hatip Lisesi kuzey kapı içine kadar getirmiştik. Bu su sayesinde İmam-Hatip Lisesi bah­çesindeki ağaçlar yetişti. Spor yapan gençler bu sudan yararlandı.

Belediye Başkanı Fikret Aslan’ın 1995 yı­lında suyu getiren ve sahibi olan Sivrihi­sar İslami ilimler Vakfı’na veya okula sorma lüzumunu duymadan, bu suyu okul girişinden kesip, stadyumdaki çim­leri sulamak için, yaptırdığı havuza gö­türdüğünü öğrendik. Halbuki havuza akan başka su bulunuyordu. 1995 yılın­da İmam-Hatip Lisesi avlusunda müdür muavini Tahsin Çekiç’in teşebbüsü ve yo­ğun çabası ile yaptırılan sondajda, 45 m. granit delindikten sonra suya ulaşılmış ve suyun kullanıma elverişli olması üze­rine derin kuyu tulumbası ile, okul bah­çesindeki ağaçlar kurumaktan kurtarıl­mıştır. hayır sahibi Mahmut Kesmez (Kuma Hamamı sahiplerinden) 1997’de bu suya genç yasta trafik kazasında ölen oğlu Asım Kesmez adına bir hatıra çeşmesi yaptırdı.

Hükümet Meydanı Çeşmesi: 1310 lu yıllarda girişte iki yanı aslan hey­kelli ahşap hükümet konağının önüne yapılan abide niteliğindeki çeşme ahşap bina yıkılıp yerine yapılan kargir binanın (halen adliye binası) görüntüsünü boz­duğu ve küçük gösterdiği gerekçesi ile Muzaffer Potuoğlu’nun Belediye Başkan­lığı döneminde yıkılmış, çeşme arkasında meydanın büyük kısmını gölgeleyen bir­kaç asırlık devasa çöl akasyası acımadan kesilmişti.

Hiç olmazsa yıkılan çeşme Sivrihisar gi­rişlerinden birine monte edilse idi Tarihi Sivrihisar ilçesi için, güzel bir intiba ve kazanç vesilesi olurdu diye düşünüyo­rum. Nitekim 1960 yılında ziyaret ettiğim Edirne ili girişindeki böyle haşmetli bir çeşmeyi hala hatırlıyorum. Adı geçen çeşmenin musluk taşı Askerlik Şubesi ön duvarındadır.

babacesYenice Mahallesi Çeşmesi: Yenice mahallesi camii yanındadır. Bele­diye Başkanı Sarızade Ali Ağa zamanında (1904-1906) yaptırılmıştır. Bu gün ba­kımsız olup çirkin manzara arz ediyor.

Habip Çeşmesi: Sivrihisar’ın eski Ankara çıkışındadır.

Baba Çeşmesi: Sivrihisar’ın batısında eski Elcik yolu üzerindedir.

Garipçe Çeşmesi: Sivrihisar’ın Eskişehir çıkışındadır. Çocuk yaşta öğrenim için sıladan ayrılırken içi­ne düştüğümüz durumu en güzel ifade eden bir isim olarak belleğimizde kalmıştır. Suyu kekremsi ve boldur. Maalesef bu gün akmıyor.

porsukPorsuk Çeşmesi: Yeni Sanayi çarşısı arkası bağların arasın­da Porsuk deresi yanındadır. Taşı 1255H/1839 M. tarihini taşır.

Efendi Pınarı: Kanlıkavak Efendi Pınarı mevkiindedir. Bağlar arasındadır.

Bey Pınarı: Ankara otobanı Beypınarı mevkiindedir.

Çukur Çeşme: Şoför ve otomobilciler tesisi karşısında Talat Akay’ın bağ evi kapısı önündedir.

Şadırvan: Çarşı merkezinde 1311/1893 yılında Sul­tan Abdülhamid zamanında, Kaymakam Mahmud Bey tarafından yaptırıldı. Şa­dırvanın üst örtüsü sekizgen piramit ve üzeri çinko kaplı iken, yakın zamanda şimdiki şekli verildi.

Kitabesi:

Vece-alna minel mai külli şey’in hayy
Saye-i şahanede yapıldı işbu şadırvan
Ta kevseri ey adem iç
1311 dahi el mebni idi
Tarihi zemzem hem gel eyle dua kıl padi­şaha hem de zemzem iç.
 

Çeşmelerden bahsetmişken F. Nafiz Çamlıbel’in Şu şiirini yazmadan geçemeyeceğim.

Çoban Çeşmesi
 
Derinden derine ırmaklar ağlar,
Uzaktan uzağa çoban çeşmesi.
Ey suyun sesinden anlayan bağlar,
Ne söyler su dağa Çoban Çeşmesi.
 
Gönlünü Şirin’in aşkı sarınca,
Yol almış hayatın ufuklarınca.
O hızla dağları Ferhat yarınca,
Başlamış akmağa Çoban çeşmesi.
 
Bir zaman başından aşkındı derdi,
Mermeri oyardı taşı delerdi.
Kaç yanık yolcuya soğuk su verdi,
Değdi kaç dudağa Çoban çeşmesi.
 

Yeni Yapılan Çeşmeler: Bu çeşmeler ge­nellikle mevcut sulardan istifade ile ya­pılmıştır. Bunlar Pazar yerindeki Atasoy Çeşmesi, Ali Dede önündeki Nurten Karabudak Hatıra Çeşmesi ve İmam-Hatip Lisesi önündeki Asım Kesmez Hatıra Çeşmesi ile kendi suyu bulunan Yunus Emre Mahallesi Çeşmesi.

* * *

Sivrihisar Su Değirmenleri >

Bütün Yönleriyle Sivrihisar – Orhan KESKİN