Burçak Yolması

Burçak Yolması

 

Kurtuluş Savaşında, her evden bir, iki hatta üç şehit verilmiş. Elde avuçta bir şey kalmamış. Tenceresine, ta­sına, çorabına, çarığına varıncaya kadar savaşan ordu­suna vermiş. Geriye kalanlarıda, Sakarya’da mağlup olup, geriye ric’at edip, kaçarken, yakmış, yıkmış gitmiş. Sivrihisar’da kalan insanlar yeniden dümen tutmaya başlamışlar. Sefalet, fakirlik diz boyu birde bu yıllara kıtlık eklenmiş, 7 yıl Rahmet düşmemiş kuraklık olmuş, buğday hiç bitmez arpa, yulaf, çavdar ve burçak az su istediği için, onları ekerlermiş. Rahmetli anam öyle derdi. Oğlum yedi yıl poyraz ekmeği yedik, poyraz bilir­sin geceleri soğuk esen kuzey rüzgarıdır.

İşte o yılların hikayesi bu anlatacağım hikaye. O yıllarda halkın yüzde sekseni arpa ekmeği yerlermiş. İki üç okka arpa ununa akşama kadar burçak tarlasında burçak yolarlarmış onu da herkes bulamazmış biz gide­lim diye sıraya girerlermiş. Burçak yolan bazı kadınlar, tarlada yemeleri için verilen arpa ekmeğinin yarsını arttırıp evine aç çocuklarına, veya hamile kızına götü­rürlermiş.

Edilcik sokak sakinleride aynı durumdalar. Onlarda yolma zamanı yolmaya giderlerdi. O günlerde Edilcik sokaktaki bir eve gelin gelir, yolma zamanıdır. Ertesi günü ellerinin kınası ile gelinide burçak tarlasına yol­maya götürürler gelin gider gitmeye amma yolmayı be­ceremez ellerine dikenler battıkça ağlar. Gelin ağladık­ça öteki yolmacılar burçak tarlası türküsünü hep bir ağızdan söylerler. Zaten perişan olmuş yeni gelini, daha üzer ve ağlatırlarmış.

Makale
Ahmet KILIÇASLAN
Sivrihisar Örf ve Adetleri
1997
Categories: Makale ve Yazılar