Aydoğan Altın’ın Lokanta

Aydoğan Altın’ın Lokanta

Aydoğan Altın Bizim Hakıkların belki de en uyuz oldukları isimlerin başında gelmektedir. Onu görmeleriyle küfürleri peş peşe sıralarlardı. Aydoğan Altın bir dönem lokanta işletirken yemekleriyle ilgili anons yaptırırdı. ”Çorbalar, köfteler, pirzolalar, biftekler. Adana, şiş kebaplarla hizmetinizdeyiz” diye. Belediyenin hoparlöründeki sesi duyar duymaz hemen başlarlardı. “Aydoğan senin de, köftenin de kebabının da, belediyenin de, apollonun da (hoparlörün) anasını avradını…” derlerdi. Ama Aydoğan bunları gördüğünde lokantaya davet eder karınlarını doyurur, yemek yerken sus pus yemek bitip lokantadan çıktıklarında saydırmaya devam ederlerdi.

* * *

AŞIK MEHMET’İN İ.NE OLMASI
Hakıklar her zamanki mekânı garaj kahvesinde günlük çay ve kahvelerini içerlerdi. Bir gün çayı fazla kaçırırlar ve sıkışırlar. Tuvalete kalkarlar, bunu gören Çavuşun Hamdi şeytanın bile aklına gelmeyeceği hain planını devreye sokar. Bunların tuvaletten çıkacakları yere koşarak gider ve hepimizin bildiği garaj tuvaletinin üzerinde elinde getirdiği süpürgenin sapıyla bekler. Âşık Mehmet tuvaletten çıkarken bir plan yapılmış mı diye sağa sola bakar, ortamın müsait olduğunu görünce tuvaletten çıkar. Tam bu sırada Hamdi yukardan elindeki fırçanın sapını Âşık Mehmet’in kıçına sürter. İşte fırtınanın koptuğu an bu andır. Âşık Mehmet deli olmuş, bağırmalarıyla tüm garaj esnafını başına toplamıştır. ”Bu Çavuşun oğlan beni İ… yaptı gördünüz değil mi” der. Esnaf da Belediye Başkanına şikayet et diye Aşık Mehmet’i dolduruşa getirir. Âşık Garaj esnafından aldığı destek ve gördüğü ilgi üzerine koşmaya başlar. Belki de Belediyeye garajdan en erken sürede giden ilk Sivrihisarlı olarak kayıtlar geçer. Belediyenin merdivenlerini 3 er 5 er atlayarak başkanın odasına girer, soluk soluğa kalmıştır. Derdini anlatır ve “Çavuşun Hamdi’yi derhal işten at bana böyle böyle yaptı, beni İ… yaptı” der. Belediye Başkanı Aşık Mehmet’i dinledikten sonra kendisine hak verir, ve hemen telefona sarılır. Telefonda bir numara aramadan bana Hamdi’yi bağlayın der. Karşısında Hamdi var gibi “Hamdi böyle böyle olmuş doğru mu? der. Olası evet sözünün üzerine başkan devam eder seni işten atıyorum. Hamdi bir vatandaşa bunu nasıl yaparsın” der ve telefonu kapatır. Aşık Mehmet Başkanın bu sözleri üzerine Belediyeden ayrılır, zafer kazanmış komutan gibi kasıla kasıla çarşıda gezer, ilçe halkı belki de Aşık Mehmet’i ilk defa böyle mutlu ve kendinden emin görür. Aşık önüne gelene olayı anlatır ve belki de yaşadığı olayla ömrü hayatının en mutlu gününü yaşamaktadır. Bu duygularla Garaja doğru iner. Amacı Hamdi’nin morarmış yüzünü görmek ve ona hareket yapmaktır. Yine önüne gelene anlatır ama çok gururlanmaktadır. Garaja geldiğinde gözleri Çavuşun Hamdi’yi aramaktadır. Hamdi’yi ilk gördüğünde “kodum mu Çavuşun oğlan işten attırdım seni” der. Hamdi olayı anlayamaz ama ilk yaptığı fırça sapı hareketinden dolayı onunla alay etmektedir. Aşık Mehmet ertesi günün hayaliyle, yani Hamdi’nin işten atılacağı işe gelmeyeceğinin hayaliyle yaptığı alaycı hareketleri bile hoş görür. O gece sabaha kadar uyuyamaz, ertesi gün erkenden kalkar, sabah çorbasını içer içmez koşar adımlarla Garaja iner.
Oda ne? Çavuşun Hamdi belediyedeki görevinin başında ve günlük işlerine devam ediyor. Bunu gören Aşık Mehmet garaj meydanında boğazını yırtarcasına bağırarak tüm mahalleliyi ayağa kaldırır. “Len Çavuşun oğlan seninde, Belediye başkanının da alayınızın anasını, avradını” der.

* * *

Sivrihisar’ın Gülleri Hakıklar
Necmi GÜNAY – 2014
Categories: Hakıklar