Akdoğan Mescidi

Akdoğan Mescidi

(15. Yy.)

Akdoğan mahallesi Unkapanı Caddesi 2928 numaralı pafta, 170 numaralı ada, 2 numaralı parselde kayıtlı olup saat kulesi arkasındadır. Boyutları: Dış 49×7.57 m. İç 5.57 x 6.64 metredir.

Kapısı doğu cephenin kuzey kösesinde olup üzeri siperlidir.

Doğu duvarında üç pencere, 1 ve 3. pencereler üzerinde tepe pencereleri, kıble duvarında ve batı duvarında ikişer pencere ve Üzerlerinde tepe pencereleri vardır. Batıdaki pencerelerin önünde duvarlarla çevrili kare planlı bir avlu vardır. Kuzey cephe sağırdır.

Tek ahşap direkle tasman tek mekanlı dikdörtgen planlı, ahşap kirişlemesi üstten kaplamalı tavan ile örtülüdür. 15. yy.’a ait Başbakanlık arşivi tapu tahrir defterine 453151 B. Numaralı vakfiyede kayıtlı olup, Timurtaşpaşazade Umurbey oğlu Selçuk Bey tarafından yaptırılmıştır. 1998 yılında Tarihi Eserleri Koruma Derneği tarafından duvarları ve çatısı tamir ettirilmiş, yıkılmaktan kurtarılmıştır.

Mihrabın üzerinde eli böğründe kilim de­senine benzeyen dendanlar vardı. Bunlar halen yoktur. Ancak bir tanesi nihayi ta­mirde teksir edilip yerine konmak üzere koruma altına alınmıştır. Yanında, arkasındaki dağdan suyu gelen sivri kemerli Akdoğan çesmesi vardır. Selçuk Bey Geçek Camii’ni yaptırmış kö­ye su getirmiştir.

Bu mescidin örtüsünün 2/3 ü tüteklikli örtü tekniği ile yapılmıştır. Bu örtü tek­niğinin Selçuklular’dan başlayarak 19. yy. a kadar kullanıldığı ifade edilmiştir. Tü­teklikli örtü, açıklığı eldeki kiriş boyutlarını aşan kare veya kareye yakın mekanların örtülmesi için geliştirilmiş bir konstrüksiyondur. İlk aşamada Akdoğan mescidinde görüldüğü gibi duvarlar arasında mesafeyi geçmekte yetersiz kirişler köselerin önüne çapraz yerleştirilir, açıklık küçültülür. Sonraki aşamada köse ki­rişlerin üzerine bu kez duvarlara paralel kirişler oturtulur. Gereğinde devam eder.

Elimizde mevcut Sultan 11. Mahmud Tuğrası’nı havi ve vakıflarca latin harfle­rine çevrilen beraatdan, Mahalle-i Akdo­ğan’da “İmam Mescidi” diye zikredilen mescidin ve türbenin, Geçek köyündeki cami, çeşme ve hamamın ve Seki köyündeki mescidin yaptırılıp, Gecek’teki hamam ve Sivrihisar bedestende 36 dükkan ve Hazinedar Camii’ne bir dükkanın Umurbey oğlu Selçuk Bey tarafından vakfedildigi anlaşılmaktadır. (Vakıflar Bölge Md.. 6. 5. 1967 tarih ve 19793/99 sayılı yazıları ile) Çok hayırsever Umur Bey, çardak hamamınında banisidir. Zik­ri geçen yazıda (Selçuk Bey bini Umur­bey) vakfı hakkında kütüğümüzde kayıt ve malûmat yok denilmişse de Dr. Hali­me Doğru’nun XV-XVI yy. da Sivrihisar isimli eserde zikredildigi üzere 453151 B. nolu vakfiyede (15. yy) ve 23. 399 no ile Tapu Tahrir Defterinde kayıtlıdır. 

akdo-mescid

Sivrihisar İlçesi, Selçuklu Türk Ordusunun Malazgirt’te kazandığı savaştan ve Ankara’nın işgalinden sonra, Sivrihisar’a kadar uzanan bir coğrafya üzerinde, Türklerin eline geçmiş bir uç şehirdir. Uç şehir olması hasebiyle Orta Asya’dan gelen Türk boylarının uğrağı olmuştur. Doğu’dan gelen boyların ilki Salur Türkmenleridir. Diğer ismiyle Kılıç’lı aşiretidir. Kılıç mahallesinin halen bu ismi taşıdığı biliniyor. Kılıçlı mescidinin 1072 – Akdoğan mescidinin 1073 yılında yapılması Sivrihisar’ın önemli bir uç şehri olmasının en büyük kanıtıdır.

Türklerin Sivrihisar’a yerleşmeleri ile önemli gelişmelere sahne olmuş, Anadolu’da ilk Medrese’nin ( Fakülte ) Selçuki’ye Medresesi ismi altında Sivrihisar’da kurulduğu, daha sonra Medrese sayısının köylerdekilerle birlikte 33’e ulaştığı görülüyor. Medreselerin yanı sıra ekonomik gelişme süreci de başlamıştır. İlk gelen Türkmenlerin meslekleri olan kök boya, halı, kilim dokumacılığı ileri boyutlara ulaşarak bir sanayi şehri olmuştur. Diğer yandan Debbah (Tabak) lık mesleği de gelişmiştir. Bunlara demir – bakır işlemeciliği de eklenerek Sivrihisar dini ve içtimai merhalelere sahne olmuştur. Köylerdeki yerleşim alanlarında da çiftçilik ve hayvancılık iştigal alanları haline gelmiştir. Yapılan araştırmalar ve Salname kaynakları Kervan ticareti ile, ihracatın da ileri boyutlarda olduğunu vurgulamaktadır.

Medreselerde yetişen alimler, Selçuklu ve Osmanlı dönemlerinde, İmparatorluğun dört bir yanına dağılarak, dini ve içtimai hizmetler yapmışlardır. Başka Yunus Emre, Şeyh Baba Yusuf, Nasreddin Hoca, Aziz Mahmut Hüdayi, İstanbul’un ilk Kadısı ve Belediye Başkanı olma onurunu taşıyan Hızır Bey ve oğlu Sinan Paşa, Hamdi Baba ve daha niceleri Sivrihisar’ın bağrından yetişip Dini İslâm’a hizmet vermişlerdir.

* * *

Bütün Yönleriyle Sivrihisar
Orhan Keskin
 
Categories: Camiler