Ahşap Direkli Cami

Ahşap Direkli Cami

kilic-minareSaat sabahın dokuzu. Birazdan saat kulesi saati vurur. Aslında Sivrihisar çoktan uyandı. Terzi Ruhi Usta dükkanını açtı bile. Ağzında iğneler, boynunda mezura bir ceket teyelliyor. Ulu Cami’nin önündeki şadırvanın etrafına satıcılar dizili. Zerzevat satıyorlar. Her köyün ünlü bir ürünü var: Kepen kelemi (lahanası), Koçaş patlıcanı, Okçu fasulyesi, Hortu kabağı ve başka şeyler. Arkalarındaki Ulu Cami, Anadolu Selçuklularının 13. yüzyılda yaptığı, ahşap direkli bir mimarlık şaheseri, ilçenin zengin tarihinin en büyük tanığı Hemen ötede ise camisiz bir minare yükseliyor. Nasreddin Hoca şakası sanki… Ama öyle değil. Eskiden Kılıç Mescidi’nin minaresiymiş. Kılıç Mescidi yanınca camisinden yetim kalmış, şimdi kendi kendisinin minaresi. Öylece yükseliyor Yoğurt Pazarı’nın orta yerinde. Sivrihisar’ı seyrediyor. Merak edenlere “Bak yabancı burada eskiden bir mescit vardı; Kılıç Mescidi” diyor, merak etmeyenlere Nasreddin Hoca şakası. Bir ses bütün Sivrihisar’a “hayırlı sabahlar” diyor: “Hayırlı sabahlar! Bugün 12 Eylül Pazartesi. Yeni günün başlamasıyla, hepinize sağlık ve mutluluk getirmesini dileriz. Belediye Başkanlığı.” Karşıda saat kulesi dokuz kere vuruyor, iki dakika bekliyor, dokuz kere daha vuruyor. Yetmiş küsur yaşındaki saatçi Süleyman Usta arastadaki dükkanında rahat bir nefes alıyor. Süleyman Özenç, elli senedir, her beş günde bir ilçenin saatini kuruyor. Elli senedir her saat başı huzursuzlanıyor. Saat vurunca rahatlıyor. Sivrihisar Ulu Cami’de ve Yeni Cami’de, yaşları yüzyılı aşan saatlerin bakımıyla da o ilgileniyor.

* * *

Categories: Makale ve Yazılar